Şubat ayında bir Kuzey Kutbu cezaevinde hayatını kaybeden Rus muhalif lider Aleksi Navalni’nin ölümüne ilişkin tartışmalar, vücudunda oldukça nadir bir nörotoksin olan epibatidin tespit edildiği iddialarıyla yeniden alevlendi. Bağımsız adli tıp uzmanları tarafından yapıldığı öne sürülen bu bulgu, Rusya’ya yönelik “cinayet” suçlamalarını güçlendirirken, zehrin yalnızca Güney Amerika’daki zehirli ok kurbağalarında bulunması, komplo teorilerini ve soru işaretlerini artırıyor.
Bu gelişme, uluslararası kamuoyunda zaten büyük yankı uyandıran Navalni’nin ölümüne yeni bir boyut kazandırdı. Batılı hükümetler ve Navalni’nin destekçileri, onun ölümünden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i ve Kremlin’i sorumlu tutarken, Rus yetkililer Navalni’nin doğal nedenlerle öldüğünü savunmuştu.
Epibatidin Nedir ve Neden Önemli?
Epibatidin, kimyasal yapısı ve etkileri nedeniyle dikkat çeken, oldukça güçlü bir alkaloid nörotoksindir. Temel özellikleri şunlardır:
- Güçlü Zehir: Morfinden 200 kata kadar daha güçlü bir ağrı kesici etkiye sahip olduğu belirtilmekle birlikte, aynı zamanda aşırı derecede zehirli bir maddedir. Fentanil ile karşılaştırılabilir düzeyde etkilidir.
- Doğal Kaynak: Bilindiği kadarıyla, epibatidin doğada yalnızca Güney Amerika yağmur ormanlarında yaşayan belirli zehirli ok kurbağası türlerinin (örneğin Epipedobates tricolor) derisinde bulunur.
- Tespit Zorluğu: Rutin toksikoloji taramalarında kolayca tespit edilemeyen bir maddedir. Bu durum, tespitinin özel ve detaylı analizler gerektirdiğini göstermektedir.
- Etki Mekanizması: Sinir sistemindeki nikotinik asetilkolin reseptörlerini etkileyerek çalışır. Yüksek dozlarda kas felci, solunum durması ve kalp yetmezliğine yol açabilir.
Bu zehrin Navalni’nin vücudunda bulunması, zehrin kaynağı ve Rusya’nın bu maddeye nasıl erişmiş olabileceği sorularını gündeme getiriyor. Güney Amerika’ya özgü bir zehrin Rusya’da, hele ki bir cezaevinde nasıl bulunabileceği, iddiaları daha da karmaşık hale getiriyor.
Cinayet İddiaları ve Rusya’nın Pozisyonu
Navalni’nin ölümü, Rusya içinde ve dışında birçok kesim tarafından bir “cinayet” olarak nitelendirilmişti. Özellikle Batılı liderler, Kremlin’i ve Putin’i Navalni’nin ölümüyle doğrudan ilişkilendirmiş, çeşitli yaptırımlar uygulanması çağrısında bulunmuşlardı. Epibatidin bulgusu, bu iddialara yeni ve somut bir delil sunar nitelikte. Bu tür nadir ve tespiti zor bir maddenin kullanılması, suikast teorilerini güçlendiriyor.
Kremlin ise Navalni’nin doğal nedenlerle öldüğünü ve iddiaların “asılsız” olduğunu defalarca yinelemiştir. Rusya Soruşturma Komitesi, Navalni’nin ölümüne ilişkin kendi soruşturmasını yürütmüş, ancak herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığını belirtmiştir. Epibatidin tespiti iddiasına ilişkin Rusya’dan henüz resmi bir yanıt gelmedi. Navalni’nin ekibinin de bu spesifik bulgu hakkında henüz yorum yapmadığı bildirildi.
Geçmiş Zehirlenme Girişimleri
Aleksi Navalni, daha önce de zehirlenme girişimlerinin hedefi olmuştu. 2020 yılında Sibirya’dan Moskova’ya uçarken hastalanmış ve Almanya’ya nakledilerek tedavi görmüştü. Alman yetkililer, Navalni’nin Sovyet döneminden kalma sinir gazı Novichok ile zehirlendiğini açıklamıştı. Bu olay da uluslararası çapta büyük yankı uyandırmış ve Rusya’ya yönelik sert eleştirilere yol açmıştı. Rusya ise bu iddiaları reddetmiş, kanıt talep etmiş ve kendi topraklarında böyle bir maddenin üretilmediğini savunmuştu.
Şimdi ortaya çıkan epibatidin bulgusu, Navalni’nin siyasi mücadelesi boyunca karşılaştığı tehlikelerin boyutunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Bu yeni iddia, Navalni’nin ölümüne ilişkin uluslararası soruşturma çağrılarını daha da artırabilir ve Rusya üzerindeki baskıyı yoğunlaştırabilir.
